Yazım Klavuzu

WwW.RealistForum.Net
Sitemize üye olarak hizmetlerimizden en iyi şekilde yararlanabilirsiniz.



Üye olmak için tıklayın.

Yazım Klavuzu

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Sayfaya git : 1, 2  Sonraki
YazarMesaj
EfkarLi
Site Yöneticisi

Site Yöneticisi


Erkek
Ikizler Manda
Doğum tarihi: 17/06/73 Nerden: RealistForum
Kayıt tarihi: 12/08/08
Ruh Hali:
Tuttuğu Takım:
Teşekkür: 45 Rep Puanı: 18829 Mesaj Sayısı: 15903
Rep Seviye:

MesajKonu: Yazım Klavuzu Perş. 09 Ekim 2008, 18:21

YAZARLARIN DİKKATİNE


Bir yazım kılavuzu çoğu kişiye çekici gelmeyecektir. İçinde yer alan kuralların çoğu bize ilköğretim ve lise yıllarımızda öğretildi diye düşünürüz. Şimdi tekrar o günlere mi döneceğiz? Ancak şunları biliyor muydunuz:

1.Türkiye'de hiçbir yayınevinin masasından yazım kılavuzu eksilmez. En usta editörler bile bir eseri gözden geçirirken sık sık yazım kılavuzlarına başvurma gereğini duyarlar.

2.Birçok usta çevirmen sözlüklerden yararlandığı kadar yazım kılavuzlarından da yararlanır. Çünkü bir dilde onbinlerce sözcük vardır, hele de Türkçe gibi sonekler üzerine kurulmuş bir dilde milyonlarca sözcük türetilebilir. Bir yazım kılavuzunda yer alan beş on kural bize bu sözcükleri hatasız türetmeyi öğretir.

3.Birçok dünyaca ünlü yazar yazım kılavuzlarına sık sık başvurmuştur ve vurmaktadır. Dostoyevski Rusya'da çıkan yeni bir yazım kılavuzunu coşkuyla karşılamıştır.

4.Dünyada hiçbir dil son biçimine ulaşmamıştır. Bu da demek oluyor ki diller durmadan gelişiyorlar. Türkçe'nin son 70 yıldır yaşamış olduğu değişim belki de bunun en iyi örneği. Ancak tek örneği değil. Shakespeare İngilizcesi'nden bu yana İngilizce de ciddi ölçüde değişmiştir, yeni kurallar türemiş, yeni kalıplar gelişmiştir. Bu değişiklikleri takip edebilmenin en güvenilir yolu Yazım Kılavuzlarından yararlanmaktır.

5.Türkiye'de yapılan son araştırmalar gösteriyor ki günümüzde lise mezunları bile en temel dilbilgisi kurallarını öğrenemeden eğitimlerini tamamlıyorlar.

İster istemez bunun sonuçlarını internette görüyoruz. Biz edebiyatın düşünce
ve duygu işi olduğu kadar bir dil işi olduğunu biliyoruz. En güzel eserler bile özensiz ve hatalı bir dille aktarıldıklarında akıcılıklarından, çekiciliklerinden ve en önemlisi güvenilirliklerinden önemli bir şeyler yitirecektir. Bu nedenle ufak bir yazım kılavuzunun değeri paha biçilmezdir. Bu yazım kılavuzunun okunması bir saati geçmeyecektir, ancak yaşamınız boyu içinizde taşıyacağınız bir sorun-çözücü olarak yanınızda olacaktır.

_________________




En son Admin tarafından Perş. 09 Ekim 2008, 18:53 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.realistforum.net
EfkarLi
Site Yöneticisi

Site Yöneticisi


Erkek
Ikizler Manda
Doğum tarihi: 17/06/73 Nerden: RealistForum
Kayıt tarihi: 12/08/08
Ruh Hali:
Tuttuğu Takım:
Teşekkür: 45 Rep Puanı: 18829 Mesaj Sayısı: 15903
Rep Seviye:

MesajKonu: Geri: Yazım Klavuzu Perş. 09 Ekim 2008, 18:22

HARFLER VE ALFABE


Harfler


Dildeki sesleri gösteren ve alfabeyi oluşturan imlere harf denir. Harf ile ses terimlerini birbirinden ayırmak gerekir. Ciğerlerden gelen havanın ses yolunda meydana getirdiği titreşim olarak tanımlanan ses, dili oluşturan en küçük birimdir. Harf ise seslerin yazıdaki karşılığıdır.

Türk alfabesi

Bir dildeki harflerin belirli bir sıraya dizilmiş bütününe alfabe denir.

Türk alfabesi, Lâtin harfleri temel alınarak, 1.XI.1928 gün ve 1353 sayılı kanunla belirlenip, kabul edilmiştir. Bu kanuna göre, Türk alfabesinde 29 harf bulunmaktadır.

Türk alfabesindeki harfler, kanuna göre aşağıdaki gibi sıralanmıştır:

Yeni Türk yazı düzeninde her ses için ayrı bir harf ilkesi gözetilmiştir. Ancak, boğumlanma noktaları farklı olan, kalın ve ince olmak üzere iki türü bulunan g, k, l sesleri için birer harf yeterli görülmüştür (bk. Düzeltme imi 2).

Lâtin harflerini kullanan yabancı ulusların yazı düzenlerinde büyük i harfi noktasız yazılır. Ibsen, Illinois, Indiana, Innsbruck, Ionesco, Iowa, Istrati gibi. Türk yazım kurallarında da yabancı adlarda büyük i harfinin noktasız yazılışı benimsenmiştir. Sözlük, dizin ve ansiklopedilerde bu tür adlar noktasız yazılır; ancak, bu isimler i sırasında yer alır.

Yabancı alfabelerde kullanılan q, w, x harfleri; sözlük, dizin ve ansiklopedilerde ... p, q, r ... ...v, w, x, y sırasına göre yer alır.

_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.realistforum.net
EfkarLi
Site Yöneticisi

Site Yöneticisi


Erkek
Ikizler Manda
Doğum tarihi: 17/06/73 Nerden: RealistForum
Kayıt tarihi: 12/08/08
Ruh Hali:
Tuttuğu Takım:
Teşekkür: 45 Rep Puanı: 18829 Mesaj Sayısı: 15903
Rep Seviye:

MesajKonu: Geri: Yazım Klavuzu Perş. 09 Ekim 2008, 18:22

Türkçede sesler, ünlüler ve ünsüzler olmak üzere iki ana gruba ayrılır.

Türkçede sesler, ünlüler ve ünsüzler olmak üzere iki ana gruba ayrılır.

• Ünlülerin nitelikleri
• Uzun Ünlü
• Düzeltme İmi
• Ünsüzlerin nitelikleri
• Büyük ünlü uyumu
• Küçük ünlü uyumu

Ünlülerin nitelikleri
Dilimizde 8 ünlü vardır: a, e, ı, i, o, ö, u, ü.

Bunlar, çıkış yeri ve dilin durumuna, dudakların durumuna, ağzın açıklığına göre şu şekilde sınıflandırılır:


  • A. Çıkış yeri ve dilin durumuna göre

    • 1. Kalın ünlüler: a, ı, o, u
    • 2. İnce ünlüler: e, i, ö, ü

  • B. Dudakların durumuna göre

    • 1. Düz ünlüler: a, e, ı, i
    • 2. Yuvarlak ünlüler: o, ö, u, ü

  • C. Ağzın açıklığına göre

    • 1. Geniş ünlüler: a, e, o, ö
    • 2. Dar ünlüler: ı, i, u, ü

Ünlülerin nitelikleri aşağıdaki çizelgede toplu olarak gösterilmiştir:

_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.realistforum.net
EfkarLi
Site Yöneticisi

Site Yöneticisi


Erkek
Ikizler Manda
Doğum tarihi: 17/06/73 Nerden: RealistForum
Kayıt tarihi: 12/08/08
Ruh Hali:
Tuttuğu Takım:
Teşekkür: 45 Rep Puanı: 18829 Mesaj Sayısı: 15903
Rep Seviye:

MesajKonu: Geri: Yazım Klavuzu Perş. 09 Ekim 2008, 18:22

Uzun Ünlü

Kökeni Türkçe olan kelimelerde uzun ünlü yoktur. Uzun ünlü, Arapça ve Farsçadan Türkçeye giren kelimelerde görülür: şair (şa:ir), numune (numu:ne), iman (i:man). Bu örneklerde iki noktadan önceki harfin gösterdiği ses uzun ünlüdür ve uzun söylenir. Ancak, birçok kelimede uzun ünlü kısalmıştır: beyaz, hiç, rahat, ruh. Bu örneklerdeki koyu harflerle belirtilen sesler, alındıkları dilde uzun oldukları hâlde Türkçede kısa söylenir.

Uzun ünlülü kapalı hecelerle biten kelimeler ünlüyle başlayan ek aldıklarında veya yardımcı fiillerle birlikte kullanıldıklarında, açık hâle gelen hecenin ünlüsündeki uzunluk çoğunlukla yeniden ortaya çıkar: esas / esasen (esa:sen), esası (esa:sı); hayat / hayatı (haya:tı); kanun / kanunen (ka:nu:nen), kanunî (ka:nu:nî); ruh / ruhum (ru:hum), ruhanî (ru:ha:nî); usul / usulü (usu:lü); vicdan / vicdanen (vicda:nen), vicdanî (vicda:nî); ahbap olmak (ahba:b olmak), hitap etmek (hita:b etmek). Bazı örneklerde bu durumda da kısalma görülür: beyaz / beyazı, can / canım, Kemal / Kemal'i, kitap / kitaba, meydan / meydana, meydana gelmek.

Uzun ünlüler, belli durumlar dışında yazıda gösterilmez: adalet (ada:let), badem (ba:dem), beraber (bera:ber), idare (ida:re), ifade (ifa:de), işaret (işa:ret), kaide (ka:ide), numune (numu:ne), rica (rica, şair (şa:ir), şive (şi:ve), şube (şu:be), vali (va:li), vefa (vefa.

Ünlemlerde ünlemin şiddetini ve hecenin uzunluğunu ifade etmek üzere iki veya üç ünlü yan yana gelebilir: Oooh, aaah. Bu tür örneklerde ünlüler ayrı ayrı değil uzun olarak telâffuz edilir.

Eski yazılı metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda uzun ünlüler özel işaretlerle gösterilebilir.


Düzeltme İmi
Düzeltme iminin (^) iki görevi vardır: Uzatma ve inceltme. Bu imin kullanılacağı yerler aşağıda gösterilmiştir:

1. Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan sözcükleri ayırt etmek için, okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine düzeltme imi konur: adem (yokluk), âdem (insan); adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık); alem (bayrak), âlem (dünya, evren); alim (her şeyi bilici), âlim (bilgin); aşık (ayak bileğindeki kemik), âşık (vurgun, tutkun); hakim (hikmet sahibi), hâkim (yargıç); hali (pazar yerini), hâli (durumu, vaziyeti); hala (babanın kız kardeşi), hâlâ (henüz); şura (şu yer), şûra (danışma kurulu).

Yazılışları bir, işlevleri ve okunuşları farklı olan Arapça bi-, Farsça bî- ön eklerini birbirinden ayırt etmek için okunuşu uzun olan Farsça bî- ön ekinde düzeltme imi kullanılır: bîçare (çaresiz), bîtaraf (tarafsız), bîvefa (vefasız); bihakkın (hakkı ile), bizatihi (kendiliğinden), bilumum (bütün, hepsi).

UYARI : Katil (< katl = öldürme) sözcüğüyle karışma olasılığı olduğu hâlde katil (ka:til = öldüren) sözcüğünün düzeltme imi konmadan yazılması yaygınlaşmıştır. Bu yaygınlaşmada düzeltme iminin k'yi ince okutması endişesi etkili olmuştur.

2. Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakım sözcük ve eklerde g, k, l ünsüzlerinin ince okunduğunu göstermek için, bu ünsüzlerden sonra gelen a ve u sesleri üzerine düzeltme imi konur: dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr; dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, mahkûm, mekân, mezkûr, sükûn, sükût; ahlâk, billûr, evlât, felâket, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım, mahlâs, selâm, sülâle, telâş, üslûp.

Batı kökenli sözcüklerde de l ünsüzünün ince okunduğunu göstermek için düzeltme imi kullanılır: klâsik, lâhana, lâik, lâmba, Lâtin, melânkoli, plâk, plâj, plân, reklâm.

UYARI : Lâik sözünde l ince okunur, a uzatılmaz.

Ses yansımalı sözcüklerde de l ünsüzünün ince okunduğunu göstermek için düzeltme imi kullanılır: lâpa lâpa, lâp lâp, lâkırdı, lâppadak.

3. Nispet î'sini göstermek için düzeltme imi kullanılır: ahlâkî, dâhilî, dünyevî, edebî, fikrî, haricî, iktisadî, insanî, medenî, sıhhî, siyasî. Böylece (Türk) askeri ve askerî (okul), (İslâm) dini ve dinî (bilgiler), (fizik) ilmi ve ilmî (tartışmalar), (Atatürk'ün) resmi ve resmî (kuruluşlar) gibi anlamları farklı sözcüklerin karıştırılması önlenmiş olur.

Söyleyişte kısalmış olan nispet î'lerine düzeltme imi konmaz: çengi, çini, tiryaki, zenci; Kutsi, Necmi, Ruhi.

Nispet î'si bazı Türkçe sözcüklerde de kullanılır: altunî, bayatî, gümüşî, kurşunî. Bu örneklerde ikinci heceler de uzun söylenir.

Türkü (< Türkî), varsağı (< Varsağî), Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi sözcüklerde nispet î'si ünlü uyumlarına uymuştur.

Nispet î'si alan sözcüklere Türkçe ekler getirildiğinde düzeltme imi olduğu gibi kalır: ciddîleşmek, ciddîlik, millîleştirmek, millîlik, resmîleştirmek, resmîlik.

Sözlük, dizin ve ansiklopedilerde düzeltme imi almamış olan sözcükler önce gelir.

adet (sayı)

âdet (gelenek, alışkanlık).

_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.realistforum.net
EfkarLi
Site Yöneticisi

Site Yöneticisi


Erkek
Ikizler Manda
Doğum tarihi: 17/06/73 Nerden: RealistForum
Kayıt tarihi: 12/08/08
Ruh Hali:
Tuttuğu Takım:
Teşekkür: 45 Rep Puanı: 18829 Mesaj Sayısı: 15903
Rep Seviye:

MesajKonu: Geri: Yazım Klavuzu Perş. 09 Ekim 2008, 18:23

Ünsüzlerin Nitelikleri
Dilimizde 21 ünsüz vardır: b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z.

Ünsüzler ses tellerinin titreşime uğrayıp uğramamasına göre iki gruba ayrılır:

1. Tonlu (yumuşak) ünsüzler,

2. Tonsuz (sert) ünsüzler.

Ses tellerinin titreşmesiyle oluşan ünsüzlere tonlu (yumuşak) ünsüzler adı verilir: b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z.

Ses telleri titreşmeden oluşan ünsüzlere tonsuz (sert) ünsüzler denir: ç, f, h, k, p, s, ş, t.

Türk alfabesinde her ünsüz bir harfle yazılır. Buna karşılık Almanca, Fransızca, İngilizce, Macarca gibi dillerde tek sesi göstermek için ikili veya üçlü harfler de kullanılır: ch, cs, cz, sch, sh, sz, zs gibi. Bunlar, sözlük, dizin ve ansiklopedilerde ch, cs ... şeklinde alfabetik sıraya girerler.

Lâtin alfabesine dayanan Çek, Hırvat, Romen vb. ulusların yazı sistemlerinde birtakım özel harfler de vardır: c, š, z, t gibi.

Bugünkü Türkiye Türkçesinde kökeni Türkçe olan sözcüklerin sonunda tonlu (yumuşak) b, c, d, g ünsüzleri bulunmaz: ağaç, ak, at, büyük, ip, ot, saç, üç, yoğurt, yurt. Ancak, anlam farkını belirtmek üzere ad, od, sac gibi birkaç sözcüğün yazılışında buna uyulmaz: ad (isim), at (binek hayvanı); od (ateş), ot (bitki); sac (yassı demir), saç (kıl).

Dilimizdeki alıntılar da hac, şad, yad gibi birkaç örnek dışında, sözcük sonunda tonsuzlaşma kuralına uymuştur: sebep (< sebeb), kitap (< kitab), bent (< bend), cilt (< cild), bant (< band), etüt (< etüd), metot (< metod), standart (< standard), ahenk (< aheng), hevenk (< aveng), renk (< reng). Bu gibi alıntılar ünlü ile başlayan bir ek aldıklarında tonsuz (sert) ünsüzler tonlulaşır (yumuşar): sebep / sebebi, kitap / kitabı, bent / bendi, cilt / cildi, etüt / etüdü, metot / metodu, ahenk / ahengi, hevenk / hevengi, renk / rengi. Buna karşılık bank, tank gibi birkaç yabancı sözcük bu kurala uymaz.

UYARI : Bazı alıntı sözlerde tonlulaşma (yumuşama) olmaz: ahlâk / ahlâkın, cumhuriyet / cumhuriyete, evrak / evrakı, hukuk / hukuku, ittifak / ittifaka, sepet / sepeti.

Birden fazla heceli sözcüklerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri iki ünlü arasında kalınca tonlulaşarak (yumuşayarak) b, c, d, ğ'ye dönüşür: çalap / çalabı, kelep / kelebi; ağaç / ağacı, kazanç / kazancı; geçit / geçidi, kanat / kanadı; başak / başağı, bıçak / bıçağı, çocuk / çocuğu, dudak / dudağı, durak / durağı, uzak / uzağı.

Tek heceli sözcüklerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri ise iki ünlü arasında kalınca çoğunlukla korunur: ak / akı; at / atı; ek / eki; et / eti; göç / göçü; ip / ipi; kaç / kaça, kaçıncı; kök / kökü; ok / oku; ot / otu; saç / saçı; sap / sapı; suç / suçu; üç / üçü, üçüncü. Ancak, tek heceli olduğu hâlde sonundaki ünsüzü tonlulaşan (yumuşayan) sözcükler de vardır: but / budu, dip / dibi, gök / göğü, kap / kabı, kurt / kurdu, uç / ucu, yurt / yurdu.

Dilimizde tonsuz (sert) ünsüzle biten sözcüklere gelen ekler tonsuz (sert) ünsüzle başlar: aç-tı, aş-çı, bak-tım, bas-kı, çiçek-ten, düş-kün, geç-tim, ipek-çi, seç-kin, seç-ti, süt-çü. Buna karşılık üçgen, dörtgen, beşgen, dikgen, çokgen sözcükleri bu kurala uymaz.


Büyük Ünlü Uyumu
Dilimizde bir sözcüğün birinci hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlüler de kalın; ince bir ünlü (e, i, ö, ü) bulunuyorsa diğer hecelerdeki ünlüler de ince olur: adım, ağız, ayak, boyun, boyunduruk, burun, dalga, dudak, duvak, kırlangıç; beşik, bilezik, gelincik, gözlük, üzengi, vergi, yüzük. Buna büyük ünlü uyumu adı verilir.

Dilimizde büyük ünlü uyumu kuralına uymayan birkaç sözcük vardır: anne, dahi, elma, hangi, hani, inanmak, kardeş, şişman.

Büyük ünlü uyumu alıntı sözcükler için söz konusu değildir: ahenk, badem, ceylân, çapari, çiroz, dükkân, fidan, gazete, hamsi, kestane, kiraz, kitap, liman, limon, maden, manifatura, metal, meydan, mikrop, minare, model, nişan, nişasta, pehlivan, rüzgâr, selâm, terazi, tercüman, tezgâh, tiyatro, valiz, vida, viraj, yadigâr, ziyafet, ziyaret. Ancak bazı alıntı sözler büyük ünlü uyumuna uydurulmuştur: duvar (< di:va:r), kalıp (< ka:lib), pırlanta (< brillante), surat (< su:ret).

Dilimizdeki -daş (-taş), -gil, -ken, -ki, -leyin, -(ı, i, u, ü)mtırak, -(ı, i, u, ü)yor ekleri de bu kurala uymaz: gönüldaş, meslektaş; dayımgil, baklagiller; çalışırken, durmazken; akşamki, yarınki; akşamleyin, sabahleyin; ekşimtırak, yeşilimtırak; geliyor, gülüyor, içiyor, örüyor.

Büyük ünlü uyumuna girmeyen sözcüklerde ekler, kalınlık incelik bakımından son hecenin ünlüsüne uyar: adalet-sizlik, anne-si, elma-lı, harita-cılık, hangi-si, içiyor-lar, kardeş-lik, kare-li, kitap-lardan, metod-umuz, meslektaş-ımız, şişman-lık, tarih-çilerimiz, veriyor-du.

Ancak, bazı alıntı kelimelerde ünlüsü kalın olan son heceden sonra ince ünlülü ekler getirilir: alkol / alkolü, emlâk / emlâkçilik, hakikat / hakikati, helâk / helâkimiz, kabul / kabulü, saat / saate, sadakat / sadakatten. Bu örneklerde ekin ince olmasının nedeni, sözcüklerin sonundaki ünsüzlerin incelik özelliği taşımasıdır.

_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.realistforum.net
EfkarLi
Site Yöneticisi

Site Yöneticisi


Erkek
Ikizler Manda
Doğum tarihi: 17/06/73 Nerden: RealistForum
Kayıt tarihi: 12/08/08
Ruh Hali:
Tuttuğu Takım:
Teşekkür: 45 Rep Puanı: 18829 Mesaj Sayısı: 15903
Rep Seviye:

MesajKonu: Geri: Yazım Klavuzu Perş. 09 Ekim 2008, 18:23

Küçük Ünlü Uyumu
Küçük ünlü uyumu kuralı iki yönlüdür:

1. Bir sözcüğün birinci hecesinde düz bir ünlü (a, e, ı, i) varsa, sonraki hecelerde de düz ünlüler bulunur: anlaşmak, yanaşmak, kayıkçı, ısırmak, ılıklaşmak, seslenmek, yelek, bilek, çilek.

2. Bir sözcüğün birinci hecesinde yuvarlak bir ünlü (o, ö, u, ü) varsa, yuvarlak ünlülü heceyi izleyen ilk hecede dar yuvarlak (u, ü) veya geniş düz (a, e) ünlüler bulunur: boyunduruk, çocuk, odun, yorgunluk, yoklamak, vurmak, yumurta, uçtu, önde, özlemek, güreşmek, sürmek.

Bu tür sözcüklere geniş düz (a, e) ünlü taşıyan bir ek geldiği zaman sonraki hecelerin ünlüleri geniş düz (a, e) olabildiği gibi düz dar (ı, i) da olabilir: boylarını, uygunlaşır, günleri, öndeyiz, yoldayız. Bu durum küçük ünlü uyumuna aykırı değildir.

Dilimizde küçük ünlü uyumuna aykırı bazı sözcükler vardır: avuç, avurt, çamur, kabuk, kavuk, kavun, kavurmak, kavuşmak, savurmak, yağmur.

Küçük ünlü uyumu alıntı sözcükler için söz konusu değildir alkol, daktilo, doktor, horoz, radyo, konsolos, profesör, aktör, bandrol, kabul, mühim, muzır, müzik, mümin, vakur. Ancak bazı alıntı sözler küçük ünlü uyumuna uydurulmuştur: müdür (< müdi:r), mümkün (< mümki:n), müşkül (< müşkil).

Küçük ünlü uyumuna aykırı sözcüklere getirilen ekler, sözcüğün son ünlüsüne uyar: kavun-u, yağmur-luk, mümin-lik, müzik-çi.

Unutmamak gerekir ki, Türkiye Türkçesindeki sözcüklerin ünlü düzenini, büyük ünlü ve küçük ünlü uyumlarıyla, birinci heceden sonra o, ö seslerinin bulunmaması kuralı birlikte belirler. Bu ünlü düzeni ve ilk heceyi izleyen ünlü türleri aşağıdaki tabloda görülmektedir:

a › a, ı (bakar, alır)

e › e, i (geçer, gelir)

ı › ı, a (kılıç, kısa)

i › I, e (ilik, ince)
o › u, a (omuz, oya)

ö › ü, e (ölçü, ördek)

u › u, a (uzun, uzak)

ü › ü, e (ütü, ürkek)


Bazı Sözcük ve Eklerin Yazılışı

Türkçenin yazılışında tek sese tek harf ilkesi benimsendiği için genellikle büyük sorunlarla karşılaşılmaz. Ancak, bazı sözcük ve eklerde özel durumlar söz konusudur. Bu bakımdan bu tür eklerle sözcüklerin yazılışı üzerinde ayrıca durmak gerekir. Sayıların yazılışı da özel olarak ele alınması gereken konulardan biridir.
• a – ı, e – i değişmesi
• i - ı değişmesi
• u - ü değişmesi
• ünlü düşmesi
• b - p değişmesi
• c - ç değişmesi
• d - t değişmesi
• ğ - v değişmesi
• n - m değişmesi
• ünsüz türemesi (y - v)
• ünsüz düşmesi
• mastar eklerinin yazılışı
• Eylem çekimi ile ilgili yazılışlar
• -ken ekinin yazılışı
• -ki aitlik ekinin yazılışı
• mı, mi, mu, mü soru ekinin yazılışı
• da, de bağlacının yazılışı
• ile sözünün ek olarak yazılışı
• imek ek eyleminin yazılışı
• ki bağlacının yazılışı
• Sayıların yazılışı


a - ı, e - i değişmesi Dilimizde a, e ünlüsü ile biten eylemlerin şimdiki zaman çekiminde, söyleyişte de yazılışta da a sesleri ı, u; e sesleri i, ü olur: başlıyor, kanıyor, oynuyor, doymuyor; izliyor, diyor, gelmiyor, gözlüyor.

Birden çok heceli olup a, e ünlüleri ile biten eylemler, ünlüyle başlayan ek aldıkları zaman bu eylemlerdeki a, e ünlülerinde söyleyişte yaygın bir daralma (ı ve i'ye dönme) eğilimi görülür. Ancak, söyleyişteki ı, i sesleri yazıya geçirilmez: başlayan, yaşayacak, atlayarak, saklayalı, atmayalım, gelmeyen, izlemeyecek, gitmeyerek, gizleyeli, besleyelim.

Buna karşılık tek heceli olan demek ve yemek eylemlerinde, söyleyişteki i sesi yazıya da geçirilir: diyen, diyerek, diyecek, diyelim, diye; yiyen, yiyerek, yiyecek, yiyelim, yiye, yiyince, yiyip. Ancak deyince, deyip örneklerindeki e yazılışta korunur.

_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.realistforum.net
EfkarLi
Site Yöneticisi

Site Yöneticisi


Erkek
Ikizler Manda
Doğum tarihi: 17/06/73 Nerden: RealistForum
Kayıt tarihi: 12/08/08
Ruh Hali:
Tuttuğu Takım:
Teşekkür: 45 Rep Puanı: 18829 Mesaj Sayısı: 15903
Rep Seviye:

MesajKonu: Geri: Yazım Klavuzu Perş. 09 Ekim 2008, 18:23

i - ı değişmesi Dilimize Arapçadan girmiş bulunan sözcüklerde kalın k'den sonra gelen i sesi, ı'ya döner ve ı ile yazılır: inkılâp, inkıraz, inkısam, inkıta, inkıyat.

UYARI : Hâkimiyet sözcüğündeki k incedir. Dolayısıyla önündeki ünlü de i'dir. Hâkımiyet şeklinde söylenmemelidir.


u - ü değişmesi "Kul" anlamına gelen Arapça abd sözcüğüyle kurulmuş olan özel adlarda u sesi çoğunlukla ü'ye dönüşmüştür ve ü ile yazılır: Abdülaziz, Abdülhamit, Abdülkadir, Abdülkerim, Abdülmecit, Abdürrahim, Abdüsselâm.

Buna karşılık Abdullah, Abdurrahman gibi birkaç örnekte u korunmuştur.


Ünlü düşmesi Dilimizde iki heceli birtakım sözcüklere ünlüyle başlayan bir ek getirildiği zaman ikinci hecedeki dar ünlüler genellikle düşer ve bu ünlüler yazılmaz: ağız / ağzı, alın / alnı, bağır / bağra, bağrım, beniz / benzi, beyin / beynimiz, beyne, boyun / boynu, böğür / böğrüm, burun / burnu, geniz / genzi, göğüs / göğsün, gönül / gönlünüz, karın / karnı, oğul / oğlu, resim / resme; çevirmek / çevrilmek, devirmek / devrilmek.


b - p değişmesi Alıntı sözcüklerde s ünsüzünden sonra gelen b sesi ünsüz benzeşmesine uğrayarak p'ye dönüşür ve p ile yazılır: ispat, kispet, müspet, naspetmek, nispet, tespih, tespit.


c - ç değişmesi Alıntı sözcüklerde tonsuz (sert) ünsüzlerden önce gelen c, ç sesine dönüşür ve ç ile yazılır: eçhel, içtihat, içtimaî, ıçtinap, meçhul.

Buna karsilik Arapçadan dilimize giren sözcüklerde tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra gelen c korunmuştur: mescit, tehcir, tescil, teşci.


UYARI : s dışındaki tonsuzlardan sonra gelen b'ler p'ye dönmez: ikbal, makbul, takbih, tatbik, tesbih.


d - t değişmesi Dilimize Farsçadan geçen -dar ekindeki d sesi tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra ünsüz benzeşmesine uğrayarak t sesine dönüşmüştür: emektar, minnettar, silâhtar, taraftar. Dilimize Arapçadan geçen miktar sözcüğü ile Hayrettin, Seyfettin, Necmettin gibi özel adlarda da d sesi t'ye dönmüştür.

Buna karşılık Arapçadan dilimize giren birçok sözcükte tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra gelen d korunmuştur: takdim, takdir, takdis, tasdik, tekdir.

Alıntı sözcüklerin hece sonlarında bulunan d sesi ise kendisinden sonra gelen tonsuz ünsüzlerin etkisinde kalarak t sesine dönüşür ve t ile yazılır: metfun, methal, methiye, tetkik.

ğ - v değişmesi Dilimizde değişik biçimlerde yazılan birtakım Türkçe sözcükler vardır: döğmek, dövmek; göğermek, gövermek; oğmak, ovmak; öğmek, övmek; söğmek, sövmek. Dilimizde o, ö seslerinden sonra gelen ğ’lerin v’ye dönme eğilimi güçlüdür. Ortak söyleyişte v'li biçimler daha yaygın olmakla birlikte ğ’li biçimler de büsbütün ortadan kalkmış değildir.


n - m değişmesi Dilimizde b ünsüzünden önce gelen n ünsüzü bazı örneklerde m'ye dönüşür: saklambaç (< saklanbaç), dolambaç (< dolanbaç), ambar (< anbar), amber (< anber), cambaz (< canbaz), çarşamba (< çeharşenbe), perşembe (< pencşenbe), çember (< çenber), kümbet (< gunbed), memba (< menba), mümbit (< munbit), tambur (< tunbur). Buna karşılık İstanbul, bin bir, binbaşı, onbaşı gibi sözcüklerde söyleyişte m'ye doğru bir kayma olmasına karşın yazıda n sesi korunur.


Ünsüz türemesi (y - v) Türkçe kökenli sözvüklerde iki ünlü yan yana bulunmadığından bazı alıntı sözcüklerde ünlüler arasında y, v sesleri türemiştir: fiyat (< fiat), fayda (< faide), zayıf (< zaif), mavna (< ma'ûna); konservatuvar, lâboratuvar, pisuvar, repertuvar, trotuvar, tuval, tuvalet.

Buna karşılık birçok örnekte y, v türemesi görülmez: duayen, fail, faiz, fuar, fuaye, kuaför, kuartet, lâik, puan, suare.

Ünsüz düşmesi Türkçede ikiz (seddeli) ünsüz bulunmaz. Bu bakımdan Arapçadan dilimize girmiş olan ve sonunda ikiz ünsüz bulunan sözcüklerin yalın durumunda ünsüzlerden biri düşer (ünsüz tekleşir): hak (< hakk), his (< hiss), ret (< redd), zan (< zann), zem (< zemm). Bu tür sözcüklere ünlüyle başlayan bir ek geldigi zaman düşen ünsüz ortaya çıkar: hak / hakka, his / hissimiz, ret / reddi, zan / zannimca, zem / zemmi (bkz. Birşelik sözcükler A. 3).

Öte yandan afv sözcüğünde v düşmüş ve bu durum yazıya da geçmiştir: af (< afv). Ancak, sözcük ünlüyle başlayan bir ek aldığı zaman f sesi ikizleşir: affa uğramak (bkz. Birleşik sözcükler A. 3).

Alıntı sözcüklerden ft, st ünsüz çiftleriyle bitenlerin bir kısmında t sesi söyleyişte düşme eğilimi göstermekle birlikte yazılışta korunur: çift, rast, serbest.

Farsçadan dilimize girmis hane sözüyle yapılan birleşik sözcüklerde ha hecesi korunmuştur: birahane, muayenehane, yazıhane; darphane, dökümhane, yatakhane. Görüldüğü gibi sözcük ünlüyle de ünsüzle de bitse ha hecesi korunmaktadır. Bazı örneklerde ise söyleyişte düşme eğilimi görülür. Yazıda birliğin sağlanabilmesi için bu tür örneklerde de ha hecesinin yazılmasi gerekir: dershane, eczahane, hastahane, pastahane, postahane (bkz. Birleşik sözcükler A. 24).

UYARI : Fransızcadan dilimize girmiş olan sürpriz sözcüğünde söyleyişte de yazılışta da r ünsüzü korunur; sözcüğün süpriz şeklinde söylenmesi yanlıştır.

_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.realistforum.net
EfkarLi
Site Yöneticisi

Site Yöneticisi


Erkek
Ikizler Manda
Doğum tarihi: 17/06/73 Nerden: RealistForum
Kayıt tarihi: 12/08/08
Ruh Hali:
Tuttuğu Takım:
Teşekkür: 45 Rep Puanı: 18829 Mesaj Sayısı: 15903
Rep Seviye:

MesajKonu: Geri: Yazım Klavuzu Perş. 09 Ekim 2008, 18:24

Mastar eklerinin yazılışı

-ma, -me ile biten mastarlar -a, -e, -i, -ı ekleriyle genişletildiğinde araya y koruyucu ünsüzü girer: kazanma-y-a, aldanma-y-ı, okuma-y-a, yazma-y-ı, sevme-y-e, görme-y-i, gülme-y-e, silme-y-i.

TDK'ya göre -mak, -mek ile biten mastarlardan sonra -a, -e, -i, -ı eklerinden biri gelirse -k ünsüzü yumşar: ... yazmağa (başladı). ... bildirmeğe (geldim). Ancak bu kural, fonetik açıdan geçerli olmadığından, büyük ölçüde geçerliliğini yitirmiştir. Yazarken de konuşurken yaptığımız gibi mastarlarda y'li yazılışı tercih edebiliriz.


Eylem çekimi ile ilgili yazılışlar

Gelecek zaman ekinin ünlüleri ile zaman ekinden önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın bütün şahıslarda a, e ile yazılır: geleceğim, gelmeyeceğim, gelemeyeceğim, geleceğiz, gelmeyeceğiz, gelemeyeceğiz, gelmeyeceksin, gelemeyeceksin; alacağım, almayacağım, alamayacağım, almayacaksın, alamayacaksın, başlayacağım.

Teklik ve çokluk 1. kişi emir eklerinin ünlüsü ile ekten önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayayım, gelmeyeyim; başlayalım, gelmeyelim.

İstek ekinden önce gelen ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayasın, başlaya, başlayasınız, başlayalar; gelmeyesin, gelmeye, gelmeyesiniz, gelmeyeler.


-ken ekinin yazılışı

-ken (< iken) eki büyük ünlü uyumuna uymaz. Getirildiği sözcüğün ünlüleri kalın da olsa, bu ekin ünlüsü ince kalır: okur-ken (< okur iken), yazar-ken (< yazar iken), çalısır-ken (< çalısır iken), uyur-ken (< uyur iken), başlar-ken (< başlar iken), durmuş-ken (< durmuş iken), olgun-ken (< olgun iken), durgun-ken (< durgun iken), okulday-ken (< okulda iken), yolday-ken (< yolda iken).

-ki aitlik ekinin yazılışı

-ki aitlik eki ünlü uyumlarına uymaz: akşamki, yarınki, duvardaki, Turgut'unki, yoldaki, ondaki, yazıdaki, onunki.

Yalnız birkaç örnekte bu ek, ünlü uyumlarına uyar: bugünkü, dünkü, öbürkü.

_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.realistforum.net
EfkarLi
Site Yöneticisi

Site Yöneticisi


Erkek
Ikizler Manda
Doğum tarihi: 17/06/73 Nerden: RealistForum
Kayıt tarihi: 12/08/08
Ruh Hali:
Tuttuğu Takım:
Teşekkür: 45 Rep Puanı: 18829 Mesaj Sayısı: 15903
Rep Seviye:

MesajKonu: Geri: Yazım Klavuzu Perş. 09 Ekim 2008, 18:24

Da, de bağlacının yazılışı

Da, de bağlacı ayrı yazılır; ancak, kendisinden önceki sözcüğün son ünlüsüne bağlı olarak büyük ünlü uyumuna uyar ve da, de biçimini alır: Kızı da geldi gelini de. Orhan da biliyor. Oğluna da bildirdi. Sen de mi kardeşim? Güç de olsa. Konuşur da konuşur.

UYARI : Ayrı yazılan da, de hiçbir zaman ta, te seklinde yazılmaz.

UYARI : Ya sözüyle birlikte kullanılan da mutlaka ayrı yazılır (ya da).

UYARI : Da, de bağlacını kendisinden önceki sözcükten kesme ile ayırmak yanlıştır. Bu bağlacı tamamen ayrı yazmak gerekir: Ayşe de geldi (Ayse'de geldi değil).

UYARI : Bulunma hâli eki olan -da, -de, -ta, -te'nin da, de bağlacı ile hiçbir ilgisi yoktur; bulunma hâli eki getirildiği sözcüğe bitişik yazılır: devede kulak, evde kalmak, yolda kalmak, ayakta durmak, çantada keklik. Yeme de yanında yat.

Yurtta sulh, cihanda sulh. (Mustafa Kemal Atatürk)

Dilde, fikirde, işte birlik. (İsmail Gaspıralı)


İle sözünün ek olarak yazılışı

1. İle sözü, ünlüyle biten sözcüklere ek olarak getirilince başındaki ünlüsü düşer ve araya y ünsüzü girer; ek, büyük ünlü uyumuna uyar: baltayla (balta ile), çevreyle (çevre ile), yapıyla (yapı ile), keçiyle (keçi ile), kuzuyla (kuzu ile), sürüyle (sürü ile).

2. Üçüncü kişi iyelik ekinden sonra da baştaki ünlüsü düşer ve araya y ünsüzü girer; ek, büyük ünlü uyumuna uyar: arkadaşıyla (arkadaşı ile), anasıyla (anası ile), dolayısıyla (dolayısı ile), kuyusuyla (kuyusu ile), ölçüsüyle (ölçüsü ile), sütüyle (sütü ile).

3. İle sözü ünsüzle biten sözcüklere ek olarak getirilince başındaki ünlüsü düşer ve büyük ünlü uyumuna uyar: arkadaşla (arkadaş ile), kardeşle (kardeş ile), ayakla (ayak ile), başla (baş ile), sütle (süt ile), gümüşle (gümüş ile), oyunla (oyun ile).

İmek ek eyleminin yazılışı

Imek ek eylemi ayrı yazıldığı zaman ünlü uyumlarına uymaz: kalır idim, durur idim, güzel idi, dargin imiş, yorgun ise.

Ancak, imek eylemi bugün daha çok ekleşmiş olarak kullanılmakta ve ünlü uyumlarına uymaktadır.

Ünlüyle biten sözcüklere eklendiği zaman i- ünlüsü düşebilir. Bu durumda araya y ünsüzü girer: satıcıydı (satıcı idi), yoncaymış (yonca imiş), yabancıymış (yabancı imiş), başıymış (başı imiş), sonuncuydu (sonuncu idi), ikinciymiş (ikinci imiş), neyse (ne ise), deliyse (deli ise).

Ünsüzle biten sözcüklere eklendiği zaman da i- ünlüsü düşebilir: kalırmış (kalır imiş), yorgundu (yorgun idi), yakarsa (yakar ise), toprakmış (toprak imiş), yakmışsa (yakmış ise), güzelmiş (güzel imis), gelirse (gelir ise), alırsa (alır ise), bakacaksa (bakacak ise).


Ki bağlacının yazılışı

Ki bağlacı ayrı yazılır: demek ki, kaldı ki, bilmem ki.

Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, suurla işlensin.

(Mustafa Kemal Atatürk)

Geçmis zaman olur ki hayali cihan değer.

Olmaz ki!

Böyle de yatılmaz ki!

(Orhan Veli Kanık)

Rusen Esref Ünaydın'in "Diyorlar ki" adlı eseri ne güzeldir!

Çiğ yemedim ki karnım ağrısın.

Ancak ki bağlacı, birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki, çünkü, hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki. Bu örneklerden çünkü sözünde ek aynı zamanda uyuma girmiştir.

Kuşku ve pekiştirme göreviyle kullanilan ki sözü de ayrı yazılır: Babam geldi mi ki? Başbakan konuşacak mı ki?

_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.realistforum.net
EfkarLi
Site Yöneticisi

Site Yöneticisi


Erkek
Ikizler Manda
Doğum tarihi: 17/06/73 Nerden: RealistForum
Kayıt tarihi: 12/08/08
Ruh Hali:
Tuttuğu Takım:
Teşekkür: 45 Rep Puanı: 18829 Mesaj Sayısı: 15903
Rep Seviye:

MesajKonu: Geri: Yazım Klavuzu Perş. 09 Ekim 2008, 18:24

Küçük ve Büyük Harfler

Türkçede harflerin küçük (minüskül) ve büyük (majüskül) olmak üzere iki biçimi vardır. Yazıda yaygın olarak küçük harf kullanılır. Ancak belirli yerlerde büyük harflere başvurulur.

Büyük harflerin kullanıldığı yerler

Büyük harflerin kullanıldığı yerler aşağıda sıralanmıştır:

A. Tümce büyük harfle başlar: Hayatta en hakikî mürşit ilimdir. Ak akça kara gün içindir. Ancak rakamla başlayan Tümcelerde rakamdan sonra gelen sözcük büyük harfle başlamaz: 1940 yılında Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesini bitirdim.

Tümce içinde başkasından aktarılan ve tırnak içine alınan Tümceler de büyük harfle başlar: Atatürk, gençliğe seslenirken "Ey Türk istikbalinin evlâdı! Işte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur." diyor. Tırnak içinde aktarılan söz, tam bir Tümce değilse veya Tümcenin baş tarafı alınmamışsa büyük harfle başlamaz:

Nabi'nin "... var içinde" redifli gazeli Divan'ında uyuyor.
(Yahya Kemal Beyatlı, Edebiyata Dair)
Ayrıca iki çizgi arasındaki açıklama tümceleri de büyük harfle başlamaz:

Bir zamanlar - bu zamanlar çok da uzak değildir, bundan on, on iki yıl önce - Türk saltanatının maddî sınırları uçsuz bucaksız denilecek kadar genişti.
(Y. K. Karaosmanoğlu, Ergenekon)
İki noktadan sonra gelen tümceler de büyük harfle başlar:

Orhon Kitabesi'nde Türk hakanı şöyle diyor: Türk Tanrısı, Türk milleti yok olmasın diye atalarımı gönderdi ve beni gönderdi. Ben hakan olunca gündüz oturmadım, gece uyumadım.
(Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları)

Bence edebiyatın temel görevi şudur: Hem günlük hayatı, hem geleceği hem de hayatın felsefesini işlemektir.
(Cengiz Aytmatov, Röportajlar)

Ancak iki noktadan sonra tümce niteliğinde olmayan örnekler sıralanırsa bu örnekler büyük harfle başlamaz: Bazı örneklerde -sız eki kalıplaşmıştır: densiz, hırsız, ıssız, öksüz.

UYARI : Örnek niteliğindeki sözcüklerle başlayan tümcede de ilk harf büyük yazılır: "Araba, banka, bütçe, devlet, fındık, kanepe, menekşe, şemsiye" gibi yüzlerce sözcük, kökenleri yabancı olmakla birlikte artık dilimizin malı olmuştur. "Et-, ol-" fiilleri, dilimizde en sık kullanılan yardımcı fiillerdir.

B. Mısralar büyük harfle başlar:

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi;

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. (Muhibbî)

Bakî kalan bu kubbede bir hoş seda imiş. (Bakî)

Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin. (Tevfik Fikret)

Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

(Mehmet Âkif Ersoy)


Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik;
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik.

(Yahya Kemal Beyatlı)

Yolcuyum bir kuru yaprak misali,
Rüzgârın önüne katılmışım ben.

(Faruk Nafiz Çamlıbel)

O zaferler getiren atların
Nalları altındanmış;
Gidişleri akına,
Gelişleri akındanmış.
(Arif Nihat Asya)

Bugün masal değil,
Masaldan daha güzel, gerçek.

(Cahit Sıtkı Tarancı)

Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

(Necmettin Halil Onan)

C. Özel adlar büyük harfle başlar.

1. Kişi adlarıyla soyadları büyük harfle başlar: Mustafa Kemal Atatürk, Ismet Inönü, Kâzım Karabekir, Ahmet Haşim, Tevfik Fikret, Mehmet Emin Yurdakul, Hüseyin Cahit Yalçın, Orhan Veli Kanık, Sait Faik Abasıyanık, Yunus Emre, Evliya Çelebi, Gevherî, Karacaoğlan, Âşık Ömer, Shakespeare, Wolfgang von Goethe, Wilhelm Radloff, Vilhelm Thomsen, Victor Hugo.

Takma adlar da büyük harfle başlar: Muhibbî (Kanunî Sultan Süleyman), Demirtaş (Ziya Gökalp), Tarhan (Ömer Seyfettin), Aka Gündüz (Hüseyin Avni, Enis Avni), Kirpi (Refik Halit Karay), Deli Ozan (Faruk Nafiz Çamlıbel), Server Bedi (Peyami Safa), Irfan Kudret (Cahit Sıtkı Tarancı), Mehmet Ali Sel (Orhan Veli Kanık).

2. Kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar ve meslek adları büyük harfle başlar: Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Sayın Hasan Eren, Hamdi Bey, Mustafa Efendi, Zeynep Hanım, Bay Ali Çiçekçi, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Doktor Behçet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Yüzbaşı Cengiz Topel.

Tarihî kişilerin adlarından önce gelen unvan ve lâkaplar da büyük harfle başlar: Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanunî Sultan Süleyman, Genç Osman, Deli Ibrahim, Avcı Mehmet, Nişancı Mehmet Paşa, Aslan Yürekli Richard, Demirbaş Sarl, Deli Petro.

TDK'ya göre akrabalık adları bildiren sözcükler büyük harfle başlama: Fahriye abla, Ayşe teyze, Fatik nine, Saim amca, Ali enişte. Aynı zamanda akrabalık bildiren sözcükler başa gelirse lâkap yerine geçtiği için büyük harfle başlar: Nene Hatun, Baba Gündüz, Dayı Kemal, Hala Sultan.

Bazı tarihî ve menkıbevî şahsiyetlerde ise akrabalık bildiren sözcük sonda olduğu hâlde unvan değeri kazandığı için büyük harfle yazılır: Gül Baba, Susuz Dede, Adile Hala, Gülsüm Bacı, Sultan Ana.

Resmî yazılarda saygı bildiren sözlerden sonra gelen ve makam, mevki, unvan bildiren sözcükler de büyük harfle başlar:

Sayın Bakan,
Sayın Başkan,
Sayın Profesör,
Sayın Vali.
Mektuplarda ve resmî yazışmalarda hitapların ilk sözcüğü de büyük harfle başlar:
Sevgili kardeşim,
Aziz dostum,
Değerli arkadaşım.

3. Hayvanlara verilen özel adlar büyük harfle başlar: Düldül, Sarıkız, Fino, Karabaş, Pamuk, Minnoş, Tekir.

4. Millet, boy, oymak adları büyük harfle başlar: Türk, Alman, Ingiliz, Rus, Arap, Japon; Oğuz, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar; Karakeçili, Hacımusalı.

5. Dil ve lehçe adları büyük harfle başlar: Türkçe, Almanca, Ingilizce, Rusça, Arapça; Oğuzca, Kazakça, Kırgızca, Özbekçe, Tatarca.

6. Devlet adları büyük harfle başlar: Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Suudî Arabistan, Azerbaycan Cumhuriyeti.

7. Din ve mezhep adları ile bunların mensuplarını anlatan sözler büyük harfle başlar: Müslüman / Müslümanlık, Hristiyan / Hristiyanlık, Musevî / Musevîlik, Budist / Budizm; Hanefî / Hanefîlik, Malikî / Malikîlik, Protestan / Protestanlık, Katolik / Katoliklik.

8. Din ve mitoloji kavramlarını karşılayan özel adlar büyük harfle başlar: Tanrı, Allah, Cebrail, Zeus, Oziris, Kibele. Ancak tanrı sözcüğü özel ad olarak kullanılmadığı zaman küçük harfle başlar: Eski Yunan tanrıları. Bazı dinî kavramların da küçük harfle başlaması gelenekleşmiştir: cennet, cehennem, uçmak, tamu, sırat köprüsü, gayya kuyusu.

9. Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar: Merkür, Dünya, Neptün, Plüton, Halley. Dünya, güneş, ay sözcükleri yalnız coğrafya ve gök bilimiyle ilgili yayınlarda terim olarak kullanıldığı zaman büyük harfle başlar; bunun dışındaki durumlarda küçük harf kullanılır.

10. Yer adları (kıt'a, ülke, bölge, il, ilçe, köy, semt, cadde, sokak vb.) büyük harfle başlar: Asya, Avrupa; Türkiye, Kazakistan, Fransa, Çin, Hindistan, Mısır; Iç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Yakın Doğu; Ankara, Istanbul, Taşkent, Bağdat, Moskova; Turgutlu, Ürgüp, Ahlat; Çayırbağı, Akçaköy; Bahçelievler, Cebeci; Atatürk Bulvarı, Ziya Gökalp Caddesi; Sankiyedim Sokağı, Asmalımescit Sokağı.

Yer adlarında ilk addan sonra gelen deniz, nehir, göl, dağ, boğaz vb. tür bildiren ikinci adlar küçük harfle başlar: Marmara denizi, Aral gölü, Balkaş gölü, Sakarya ırmağı, Meriç nehri, Tuna nehri, Alp dağları, Altay dağları, Erciyes dağı. Ancak, ikinci ad özel isme dâhil ise ve ikisi birden kastedilen kavramı karşılıyorsa, ikinci ad de büyük harfle başlar: Çanakkale Boğazı, Istanbul Boğazı; Beyşehir Gölü, Van Gölü, Tuz Gölü; Anadolu Kavağı, Rumeli Kavağı; Gülek Geçidi; Ağrı Dağı; Konya Ovası, Haymana Ovası, Muş Ovası; Adalar Denizi.

Bu örneklerde ikinci ad kullanılmadığı takdirde söz konusu yer adı anlaşılmaz. Meselâ Çanakkale Boğazı sadece Çanakkale sözcüğüyle anlatılamaz; sadece Çanakkale denildiği zaman Çanakkale şehri anlaşılır.

Mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak adlarında geçen mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak sözcükleri büyük harfle başlar: Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yıldız Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi, Karaköy Meydanı, Zafer Meydanı, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı, Ziya Gökalp Bulvarı, Nene Hatun Caddesi, Cemal Nadir Sokağı, Fevzi Çakmak Sokağı, Inkılâp Sokağı, Reşat Nuri Sokağı, Türk Ocağı Sokağı.

11. Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb. yapı adlarının bütün sözcükleri büyük harfle başlar: Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı, Ishakpaşa Sarayı, Çankaya Köşkü, Horozlu Han, Ankara Kalesi, Alanya Kalesi, Galata Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Mostar Köprüsü, Beyazıt Kulesi, Zafer Abidesi, Bilge Kağan Anıtı.

12. Kurum, kuruluş ve kurul adları büyük harfle başlar: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil Kurumu, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Devlet Malzeme Ofisi, Millî Kütüphane, Çocuk Esirgeme Kurumu, Atatürk Orman Çiftliği, Çankaya Lisesi; Türk Ocağı, Yeşilay Derneği, Muharip Gaziler Derneği, Emek Inşaat; Bakanlar Kurulu, Danışma Kurulu, Yüksek Öğretim Kurulu.

Kurum, merkez, bakanlık, üniversite, fakülte, bölüm vb. kuruluş bildiren sözcükler, belli bir kurum kastedildiği zaman büyük harfle başlar: Bu yıl Meclis, yeni döneme erken başlayacaktır. Son aylarda Kurum, imlâ konusunda yoğun bir çalışma içine girmiştir.

Yer bildiren özel adlarde de kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman, sözcük başında büyük harf kullanılır: Hisar'dan, Boğaz'dan, Bulvar'dan.

13. Kitap, dergi, gazete, tablo, heykel ve hukukla ilgili kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge adlarının her sözcüğü büyük harfle başlar: Nutuk, Safahat, Kendi Gök Kubbemiz, Anadolu Notları, Sinekli Bakkal; Türk Dili, Türk Kültürü, Varlık; Hürriyet, Milliyet, Türkiye, Yeni Yüzyıl, Yeni Asır; Halı Dokuyan Kızlar (tablo); Düşünen Adam (heykel); Medenî Kanun, Borçlar Hukuku (kanun), Atatürk Uluslar Arası Barış Ödülü Tüzüğü, Telif Hakkı Yayın ve Satış Yönetmeliği.

Özel ada dâhil olmayan gazete, dergi, tablo vb. sözler büyük harfle başlamaz:
Milliyet gazetesi, Türk Dili dergisi, Halı Dokuyan Kızlar tablosu.
Kitap adlarında ve başlıklarda, arada ve sonda bulunan ve, ile, ya, veya, yahut, ki, da, de sözleriyle mı, mi, mu, mü soru eki küçük harfle yazılır: Maî ve Siyah, Suç ve Ceza, Leylâ ile Mecnun, Turfanda mı, Turfa mı? Diyorlar ki, Dünyaya Ikinci Geliş yahut Sır Içinde Esrar, Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe, Ben de Yazdım.

Gazeteler ve dergiler oluşan geleneğe uyarak haber ve yazı başlıklarında çoklukla yalnız ilk sözcüğün başında büyük harf kullanmaktadırlar: Kamyon eve girdi. Mini seçim yarın.

14. Millî ve dinî bayramların adları büyük harfle başlar: Cumhuriyet Bayramı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, Nevruz Bayramı. Bayram niteliği kazanmış günlerin adları da büyük harfle başlar: Anneler Günü,

Öğretmenler Günü, Tıp Bayramı. Kurultay (kongre), bilgi şöleni (sempozyum), açık oturum (panel)
vb. toplantıları bildiren özel adlarda her sözcük büyük harfle başlar: Uluslar Arası Türk Dili Kurultayı (1996), Manas Bilgi Söleni, Türkçenin Yozlaşması Açık Oturumu, Türk Gramerinin Sorunları Toplantısı.

Ancak genel nitelikteki günlerin, haftaların, mevsimlerin, kurultay, bilgi şöleni vb. toplantıların adları küçük harfle başlar: tiyatro günü, kitap haftası, film haftası, sağlık haftası, dil kurultayı.


15. Tarihî olay, çağ ve dönem adları büyük harfle başlar: Kurtuluş Savaşı, Millî Mücadele, Cilâlı Taş Devri, Ilk Çağ, Yükselme Devri, Millî Edebiyat Dönemi, Tanzimat Dönemi.

Ancak tarihî dönem bildirmeyip tür veya tarz bildiren terimler küçük harfle başlar: divan edebiyatı, divan şiiri, halk şiiri, eski Türk edebiyatı, klâsik Türk edebiyatı, Türk edebiyatı, Türk dili, Türk sanat müziği, Türk halk müziği, tekke edebiyatı, Servetifünun edebiyatı, Tanzimat edebiyatı.

Bunlardan bölüm ve ana bilim dalı olarak kullanılıp özel ad durumuna gelmiş olanlar büyük harfle başlar: Eski Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü.

16. Özel adlardan türetilen bütün sözcükler büyük harfle başlar: Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Türkolog, Türkoloji, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Asyalılık, Darvinci, Konyalı, Bursalı.

Özel ad kendi anlamı dışında yeni bir anlam kazanmışsa büyük harfle başlamaz: acem (Türk müziğinde bir perde), hicaz (Türk müziğinde bir makam), nihavent (Türk müziğinde bir makam), acemi (tecrübesiz), amper (elektrik akımında şiddet birimi), jul (fizikte iş birimi), allahlık (saf, zararsız kimse), donkişotluk (gereği yokken kahramanlık göstermeye kalkışmak).

Müzikte kullanılan makam ve tür adları da büyük harfle başlamaz: acemaşiran, acembuselik, bayatî, hicazkâr, türkü, varsağı, bayatı.

17. Yer, millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik sözcüklerde özel adlar büyük harfle başlar: Antep fıstığı, Brüksel lâhanası, Behçet hastalığı, Frenk gömleği, Hindistan cevizi, Ingiliz anahtarı, Japon gülü, Maraş dondurması, Van kedisi, Vaşington portakalı.

Ç. Belli bir tarih bildiren ay ve gün adları büyük harfle başlar: 29 Mayıs 1453 Salı günü, 1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım, 29 Ekim 1923, 28 Aralık 1982'de göreve başladı. Ancak belli bir tarihi belirtmeyen ay ve gün adları küçük harfle başlar: Okullar genellikle eylülün ikinci haftasında öğretime başlar. Yürütme Kurulu toplantılarını perşembe günleri yaparız.

D. Levhalar ve açıklama yazıları büyük harfle başlar: Giriş, Çıkış, Müdür, Vezne, Başkan, Doktor. Levhadaki yazı birkaç sözcükden oluştuğu zaman ilk sözcük büyük harfle başlar: Otobüs durağı, Dolmuş durağı, Sehirler arası telefon. Levhaların ilk sözcüğü rakamla yazılmış bir sayı adı ise sonraki sözcük küçük harfle başlar: ı. kat, IV. sınıf, I. blok.

E. Bilim dallarında kullanılan terimlerin büyük harfle yazılışı ilgili dallardaki uygulamaya bağlıdır: Canis canis, Carduelis carduelis, Ardea alba, Populus alba, Prunus domestica, Pinus silvestris.

_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.realistforum.net
 

Yazım Klavuzu

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : 1, 2  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
RealistForum.Net :: EĞİTİM VE ÖĞRETİM :: Temel Ders Konuları :: Edebiyat & Türkçe-